BILLBOARD AĞUSTOS 2010

Pelin YILMAZ – Richard Z. Kruspe
Ömer ACAR – Paul Landers
İstanbul konseri sonrasında kuliste yapılan röportajlar
Pelin YILMAZ – Richard Z. Kruspe

-
Açıkça söylemek gerekirse sizi bu yakınlarda Türkiye’de görmeyi beklemiyorduk. Bu biraz rüyanın gerçek olması gibi.
Dün İstanbul’da doğum günümü kutladım. Ve uzun zamandan beri işl defa gerçekten farklı bir yerde olduğumu hissettim. Grubun olunca çok fazla ülke görebilir, birçok yeri gezebilirsin. Ama dün buranın çok özel bir yer olduğunu hissettim. Neden öyle olduğunu bilmiyorum ama çok özel benim için. Her şey öyle farklı ki. İnsan biraz tehlikeli olduğunu bile düşünüyor. Tehlikeli ama kesinlikle iyi anlamda tehlikeli.
Sizin için Sonisphere’in en akılda kalan olayı nedir?
İnsanların uzun zamandır bekledikleri grupları sonunda görebilecek olmaları hissi ve o gruplara olan açlıkları görmeye değerdi. Sahneye çıkıp çaldığınız zaman bunu gerçekten yürekten takdir ediyorlar.
Hissettiğiniz açlığa göre her ülke için ayrı bir sahne şovu hazırlıyor musunuz?
Yaptığımız şov bolca alev içeriyor. Kapalı mekanlarda çaldığımızda pek bir değişiklik yapmıyoruz, ama açık mekanlarda çaldığımızda rüzgara göre değişiklikler yapmak zorunda kalabiliyoruz. Yani sahnede alevlerle uğraşırken dikkatli olmamız gerekiyor.
Bu aralar dünyada birçok problem söz konusu. Sizi en çok sinirlendiren olay hangisi?
Bu aralar iki şey hakkında çok endişeliyim. İlki büyük petrol felaketi. Beni endişelendiren diğer şey ise ekonomi. Kapitalist fikirler artık işe yaramıyor. Başka çözümler aramaya başlamalıyız. Eğer yaşamaya devam etmek istiyorsak insanların tüketmesi gerekir. Eğer insanlar tüketmeyi durdurursa tüm dünya sekteye uğrar. Bu sekte medeniyet dediğimiz şeyin sonu olabilir. Büyük bir değişime ihtiyacımız var. Bunun gibi sorunlar daha öncede yaşadık. İşaretler Tanrı’dan, evrenden ya da nereden geliyorsa gelsin, biz bu işaretlerden ders almalıyız. Kötü birşey olduğunda unutmayı tercih ediyoruz. Bu insanlığın büyük bir ayıbı. Böyle olduğu sürece benim gelecekten çok fazla umudum yok.
Ama umut olmazsa zaten herşey tamamen bitmiştir derler.
Biliyorum, ama içinde bulunulan durum konusunda ne yapabilirim hiçbir fikrim yok. İnsanoğlu olarak açgözlü olmamı nasıl engelleyebilirim bilmiyorum. İnsanları nasıl durdurabilirsin ki? Bu imkansız. İşte bu yüzden ben bazen umudumu yitiriyorum.
![]()
Ömer ACAR – Paul Landers
2013′te Till Lindemann’ın Rammstein’dan emekli olacağı duyumunu aldık. Doğru mu?
Herşey olabilirim. Yarın uçak düşer ve ölebiliriz. Nereden kapıldınız bu hisse? Boşverin…
Bir internet sitesinde grup üyelerinin sahnede cinsel ilişkiye girecekleri gibi asparagas haberler yapıldı. Yani Rammstein insanları tahrik ediyor. Amaç bu mu gerçekten?
Bütün dünya buna dayanabiliyorsa Türkler de dayanabilir. Bizi ne kadar engellemeye ve bastırmaya çalışırlarsa gençler de o kadar takip eder ve yaptıklarımızı uygular. Bizi rahat bıraksalar hiçbir provakasyon ortaya çıkmaz. Bu arada Amerika’da bu yüzden hapse girmiştik. Onlar bu konularda Türkler’den daha da yakıntılı olabiliyorlar.
Hükümetler gençlerin Rammstein dinledikleri için Rusya’daki Beslan ya da Amerika’daki Columbine Lisesi benzeri katliamlar yaptıklarını söylüyorlar..
Birbirlerini öldüren insanlar da yemek yer, müzik dinler, bir şeylerle ilgilenirler. Sokakta binlerce Rammstein dinleyen insan var ve kimseyi öldürmüyorlar.
1995′te bir arkadaşım Almanya’dan gelirken bana “Al bakalım yeni müzik” diyerek ilk albümünüz Herzeleid’ı hediye etmişti. Ama o tarihte bile 30′lu yaşlardaydınız. Peki o zamana kadar üstelik de Doğu Almanya’da neler yaptınız?
Ünlü olmadan önce de çalıyorduk. Almanya’da köy köy gezip sadece müzik yaptık. İlk konserimize 20 kişiyle başladık. Ama Doğu Almanya’da sadece amatör müzik yapabiliyordunuz. Yani müzik yapabilmek için herhangi bir işte çalışıyor gözükmeniz gerekiyor.. Biz de resmi kağıtlara kapıcı falan diye uydurma bir şeyler yazıp imzalıyorduk. Yoksa sadece müzik yaparsa seni asosyal olmak suçundan hapse atıyorlardı. Yani çalışmak zorunluydu.
İstanbul’u gezme şansınız oldu mu? Buradakiler Almanya’daki Türklerden farklı değil mi?
Uzun saçlı Türklerin de olduğunu biliyorduk. Almanya’daki Türkler daha çok böyle diskodan çıkmış gibi parlak ve çok bakımlı geziyorlar, biraz kız gibiler. Burada gördüklerimizden mutluyuz. Bugün erken geldik. Sakallı ve başörtülü pek kimseyi görmedik. Oysa daha oryantalist tipler bekliyorduk. İstanbul çok modern ve kozmopolit bir yermiş.












